TechnoLogic – Akıllı telefonlar oyunun kurallarını değiştiriyor


Akıllı telefonlar oyunun kurallarını değiştiriyor

TechnoLogic 17 Aralık 2012 0
Akıllı telefonlar oyunun kurallarını değiştiriyor

Türkiye’de telekomünikasyon pazarında yaşanan gelişmeleri masaya yatıran Frost & Sullivan, telekomünikasyon sektörüne hızla damgasını vuran akıllı telefonların pazarın kurallarını tümden değiştireceğini, GSM operatörlerinin önünde büyük bir fırsat dalgası ya da yıkıcı bir tsunami bulunduğunun altını çiziyor.

2010 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, Türkiye’de hazırladığı başta enerji, otomotiv, savunma ve sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerde uzun vadeli pazar öngörülerini de kapsayan raporlarıyla uluslararası şirketlerin ve yatırım fonlarının Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmanın yanı sıra farklı sektörlerde birçok Türk firmasına özel araştırma ve danışmanlık hizmetleri vererek iç ve dış pazarlarda büyümelerine yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Frost & Sullivan, Türkiye telekomünikasyon sektörünü yakından ilgilendiren akıllı telefon pazarında yaşanan gelişmeleri mercek altına alıyor.

Frost & Sullivan uzman analisti İdil Dönmez, akıllı telefon fiyatları yıldan yıla düşerken, akıllı telefon kullanıcıları sayısının da hızla arttığını ve tabana yayılmakta olduğunu belirtiyor. Nitekim lider GSM operatörü Turkcell “Akıllı Telefon Hareketi” adı altında bir kampanya düzenlemiş bulunuyor. Buna ek olarak Çin’in önde gelen üreticisi olan Huawei ile güçbirliği yapan her üç GSM operatörü kendi markalarını taşıyan akıllı telefonlar üreterek kendi “akıllı” stratejilerini ortaya koyuyorlar. Türk Telekom grubuna dâhil olan Türkiye’nin üçüncü büyük mobil operatörü Avea da benzer bir kampanya başlatmış bulunuyor. Avea, 2012’nin birinci yarısında yüzde 85’lik artışla kapsama alanındaki baz istasyonu sayısını geçen yıla göre yüzde 140 artırmayı sağladığını ifade ediyor.

Kurallar değişirken hızlı olan kazanacak

Yıllardır konuşulan “Akıllı Dönem”in artık gelmiş olduğunu ifade eden Dönmez, bugün sadece Çin’de 900.000 kadar Apple ve Android telefon uygulaması geliştiricisi olmasının dönüşümün hızı hakkında ciddi bir fikir verdiğini belirtiyor. Dönmez’e göre hızla genişleyen akıllı telefon ekosisteminin içerisindeki her oyuncuyu radikal şekilde etkileyecek.

Türkiye pazarındaki oyuncular akıllı telefonların yaşamlarında oynayacağı rolü benimsiyor ve her müşteri segmentine yönelik ‘akıllı kampanyalar’ düzenliyorlar. Ancak Dönmez, bunun makul bir strateji olup olmadığı ve bu oyuncuların yeni sonuçlarla yüzleşmeye hazır olup olmadığının sorgulanması gerektiğini ifade ediyor. Bu soruya halen net bir cevap verilmemiş olduğunu dile getiren Dönmez, bu sorunun doğru yanıtı üzerinden planlarını formüle eden oyuncuların gelecek dönemde ön plana çıkacağına vurgu yapıyor. Dönmez, SWOT tablosunda ‘fırsatlar ve tehditler’ sütunları kalabalıklaştıkça oyuncuların kullanacakları anahtar politikaları belirleme zamanlarının da geleceğini ifade ediyor.

Geleneksel Telekom servislerinin sonu geliyor

Bu durumun en dikkat çekici örneği için Dönmez, Telecompaper’da yayınlanan “Hollanda’da Uygulama Pazarı” başlıklı makaleyi işaret ediyor. Makaleye göre 5,5 milyon akıllı telefon kullanıcısı (tüm akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 75’i) “Whatsapp” sosyal mesajlaşma uygulamasını telefonlarına yüklemiş bulunuyor. Kullanıcıların yüzde 80’inden fazlası bu uygulamayı günde en az bir kez kullanıyor ve söz konusu uygulama operatörlerin gelirlerinin yaklaşık üçte birini (ses, SMS, veri) sağlayan SMS ve MMS için alternatif oluşturuyor. Buna bağlı olarak Frost & Sullivan, 2012 yılı sonu itibariyle mobil operatörlerin gelirlerinde akıllı telefonlar üzerinden sosyal mesajlaşma hizmetlerinde yaşanan patlamanın etkisiyle 25 milyar dolar tutarında bir düşüş yaşanacağını, bu rakamın ise takip eden 3 yıl içinde ikiye katlanacağını öngörüyor.

Türkiye gelişmelerin gerisinde değil

Türkiye’de geride kalan üç aylık dönemde operatörler gönderilen SMS sayısında yüzde 2,4 ila yüzde 5,5 oranında artışla karşılaşmış bulunuyorlar. Öte yandan, 2012’nin ikinci çeyreğinde Turkcell’in veri gelirleri yüzde 50’yi aşan bir artış göstererek tarihte ilk kez SMS gelirlerini aşmış bulunuyor.

Dolayısıyla Hollanda’daki tablonun Türkiye için ütopik bir geleceğe ait olduğundan söz etmek artık pek mümkün görünmüyor. Sadece Turkcell, şebekesine 700.000 yeni akıllı telefon kullanıcısının katılımıyla toplam akıllı telefon kullanıcısı rakamının 5,5 milyona ulaştığını açıklıyor.

ABD’de yapılan araştırmalara da dikkat çeken Dönmez, 2011 sonu itibarıyla akıllı telefonların pazar payının yüzde 50’yi aşmasının bu yönde bir değişime işaret ettiğini gösteriyor. 2012 başında yapılan bir başka araştırma, ABD’de 25-34 yaş grubu yetişkinlerin üçte ikisinin akıllı telefon kullanmakta olduğunu ortaya koyuyor. Diğer yandan, 2012 sonunda Türkiye’de toplam cep telefonu satışlarının yüzde 26’sını akıllı telefonların oluşturduğunu ifade eden Dönmez, bu oranın 2012’de yüzde 44, 2015’te ise yüzde 80’in üzerine yükselmesini beklediklerine vurgu yapıyor. Dönmez’e göre Türkiye’nin, ABD’deki akıllı telefon yaygınlık oranını yakalaması fazla vakit almayacak gibi görünüyor.

Tek çözüm yenilikçilik ve katma değer yaratmak

Telekomünikasyon pazarına yön veren akıllı telefon trendinin nasıl karşılanacağı sorusuna doğru cevabın yalnızca mobil operatörlerin Batı’daki örneklerden nasıl dersler çıkaracağına bağlı olacağını ifade eden Frost & Sullivan uzman analisti İdil Dönmez, mevcut tablonun ya  devasa bir fırsat dalgası ya da yıkıcı bir tsunami olacağının altını çiziyor.

Küçük veya göz ardı edilebilir sonuçlardan bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Dönmez, burada önemli olanın kaçınılmazı ertelemeye çalışmak değil, tam aksine, değişimin kaçınılmaz olduğunu kavrayarak yenilikçi çözümler yaratmaya çalışmak olacağını işaret ediyor. Dönmez bu noktada, tıpkı 1990’larda kendini yenileyerek bir kablo üreticisinden cep telefonu üreticine dönüşerek geçmiş faaliyetlerini geride bırakan Nokia’yı örnek gösteriyor. İronik bir biçimde, akıllı tasarımlar ve ekosistem boyutunda Apple, Samsung ve HTC gibi isimlerin gerisinde kalan Nokia, bugün Windows ile güçbirliği yaparak tekrar kendisine bir yer bulmaya çalışıyor.

Mobil operatörler açısından bu tabloya bakıldığında, hizmetlerini akıllı telefon müşterilerine yenilikçi ve katma değerli hizmetler sağlayarak yeniden şekillendirme ihtiyacı gün ışığına çıkıyor. Bu bağlamda Dönmez, ilk akla gelen örneklerin, kendi sosyal mesajlaşma hizmetlerini oluşturup akıllı telefon üreticileriyle güçlü ilişkilerinden de yararlanarak kendi uygulamalarını diğer jenerik VoIP (internet üzerinden sesli iletişim) ve OTT (bağımsız mesajlaşma uygulamaları) hizmetlerinin önüne çıkarmaya çalışarak kendi altyapılarını etkileyen gelir kayıplarını önlemek üzerine olabileceğini belirtiyor.

Frost & Sullivan’a göre yakın gelecekte telekomünikasyon altyapısına yatırım, rekabet gücü sağlamanın vazgeçilmez unsurlarından biri olmaktan çıkacak. Dolayısıyla mobil operatörlerin, ana hizmetlerine darbe vurmadan katma değerli hizmetlerini ön plana çıkarması gerekiyor. Bunun son derece zorlu bir görev olduğunu ifade eden Dönmez, ancak gerçek anlamda müşteri odaklı yeniliği uygulamaya koyabilecek olan oyuncuların sektörde hiyerarşinin en üstündeki yerlerini koruyacağını ve doğrudan rakiplerine karşı rekabette avantaj elde edeceklerinin altını çiziyor.