TechnoLogic – Emisyon skandalı çevreci otomobilleri yaygınlaştırabilir


Emisyon skandalı çevreci otomobilleri yaygınlaştırabilir

TechnoLogic 02 Ekim 2015 0
Emisyon skandalı çevreci otomobilleri yaygınlaştırabilir

Otomotiv uzmanı Stefan Bratzel, VW’deki emisyon skandalının ardından sanayide ve siyasette zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu söylüyor. Bratzel’e göre çevre dostu elektrikli otomobiller yaygınlaşabilir.

Amerikan Çevre Kontrol Dairesi’nin (EPA) Alman Volkswagen şirketinin dizel motorlu araçların emisyon değerlerini manipüle ettiğini ortaya çıkarmasıyla patlak veren skandal, ulaşımda yeşil enerjiye geçişi de gündeme getirmiş oldu.

Bergisch Gladbach Meslek Yüksek Okulu Otomobil Ekonomisi bölümü öğretim üyesi Profesör Stefan Bratzel, Deutsche Welle’ye verdiği mülakatta, zehirli egzoz gazı emisyonu üst sınırının Avrupa Birliği tarafından sürekli düşürüldüğünü ve emisyon sınırlamasına paralel olarak elektrikli otomobile geçiş için de yoğun geliştirme çalışmaları yaptığını söyledi.

Akü ve yakıt hücresiyle elektrifikasyon çalışmalarına milyarlarca euro harcandığını belirten Profesör Bratzel Avrupa’da sıfır emisyona yaklaşma yönetmeliklerinin bulunduğunu ve bütün meselenin bu hedefe ne zaman ve hangi hızla ulaşılacağı olduğunu söyledi. Stefan Bratzel, Alman otomobil endüstrisinin karbondioksit salınımının azaltılmasında dizel teknolojisine yönelmesinin doğru bir strateji olup olmadığı şeklindeki sorumuzu şöyle yanıtladı:

“Başta dizel olmak üzere içten yanmalı motorların Alman şirketlerinin uzmanlık alanı olduğu söylenebilir. Karbondioksit emisyonunu azaltmak için optimizasyonda önemli mesafe kaydedildi. Elektrifikasyon ve melezleştirme dediğimiz hibridizasyonda ise geç kalındı. Yabancı şirketler, içten yanmalı ve elektrikli motorları birlikte kullanıldığı melezleştirmede Almanya’dan ilerideler. İçten yanmalı motorların geleceği olduğunu sanmıyorum. Bu nedenle elektrikli motorlara şimdiden ağırlık verilmesi gerekir.”

“Yatırım yapılmalı”

Profesör Bratzel, elektrikli otomobillerin can damarı ve aynı zamanda da yumuşak karnı sayılan akü teknolojisini uzun yıllar ihmal eden Alman şirketlerinin bu teknolojiyi Japon ve Kore şirketlerine devrettiklerini hatırlattı. Katma değer açısından özel otomobil akülerinin vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirten otomobil ekonomisi profesörü Bratzel, Almanya’nın geleceğin akü teknolojisini geliştirmek için milyarlarca euroluk yatırım yapması gerektiğini vurguladı.

Bratzel bütün imkânların seferber edilmesi ve devletin de teşvik vermesi durumunda önümüzdeki on yılda akü teknolojisinde dünya liderliğine yükselmenin mümkün olabileceğini belirttikten sonra otomotivciliğin fosil enerji santrallerinin akıbetine uğrayabileceği şeklindeki iddiaları şöyle değerlendirdi:

“İleri teknolojilere geçiş eski teknoloji devlerinin gelişmeye ayak uyduramaması ile sonuçlanabiliyor. Lokomotiflerde böyleydi, otomobilde de aynı şey olabilir. İçten yanmalı motor 100, 120 yıldır otomobil teknolojisinin ana unsuruydu. Motorun katma değerdeki payı büyümeye devam eder ve ilerde hepimiz elektrikli otomobil kullanırsak karşımıza Apple ve Google gibi teknoloji devleri çıkar. Alman şirketlerinin elektrikli ulaşım teknolojisindeki rekabete dayanma şansını yüzde 50 olarak tahmin ediyorum.”

“Kontroller arttırılmalı”

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, profesör Bratzel’in Almanya’da yeşil ulaşımın gelişmesi için otomobil endüstrisinin gerektiği gibi kontrol edilmediği şeklindeki iddialarla ilgili görüşleri ise şöyle:

“Almanya’da uzun yıllar ‘görmezlikten gelme’ anlayışı benimsenmişti. Çevreci grupların, otomobil kulüplerinin ve diğer bağımsız uzmanların, emisyon kontrol değerlerinin gerçek değerlerle uyuşmadığı şeklindeki uyarılarına rağmen bu ihbarlar değerlendirilmedi. Otomobil endüstrisi de kontrol edilmediğinden bu konuyu ciddiye alma ihtiyacını hissetmedi, hatta manipülasyon bile yapabileceğini sandı. Bu nedenle yasaların sertleştirilmesi ve kontrollerin arttırılması gerekir. Hükümetin gerçekçi yasal çerçeveyi kurabilmesi için şirketlerle el ele vermesi kaçınılmazdır. Çevrenin korunması, havanın temiz tutulması ve güvenlik gibi toplumsal hedeflere ulaşılabilmesi ancak yasaların uygulanıp kontrollerin arttırılmasıyla mümkün olabilir.”