TechnoLogic – Oyun bağımlılığı yuva yıkıyor


Oyun bağımlılığı yuva yıkıyor

TechnoLogic 13 Aralık 2012 0
Oyun bağımlılığı yuva yıkıyor

Uzmanlar, oyun bağımlılığını tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak tanımlıyor. Münih Terapi Araştırma Merkezi’nden Barbara Braun, şans oyunları konusunda yapılan yeni araştırmaların, oyun bağımlılığı konusunda kaygı verici sonuçlar ortaya koyduğunu açıkladı.

Almanya‘da yaklaşık 250 bin kişi şans oyunu bağımlısı. Bu sayı hızla artıyor. Oyun bağımlılığı çoğu zaman büyük oranda borçlanma ve ailenin mali çöküntüsü ile sonuçlanıyor. En kötü durumlarda ise oyun bağımlısının suça yönelmesi ve intiharına kadar varabiliyor. Genel olarak bağımlılar arasında, oyun bağımlılarının intihar oranı en yüksek düzeyde.

Uzmanlara göre bağımlılarda oyun tüm günlük yaşamı etkisi altına alıyor. Arkadaşlar, aile ve diğer boş zaman aktiviteleri önemsiz hale geliyor. Bu kişiler bağımlı olduklarını uzun süre fark etmiyor. Aile ve arkadaş çevresi için de aynı durum geçerli. Bağımlının yakın çevresi, tüm para ve mal varlığı oyunda kaybedildiğinde gerçek durumun farkına varıyor.

Şans oyunu bağımlılığında, dopamin hormonu merkezi bir role sahip. Bağımlıları oyunu kazandıkları zaman, dopamin hormonu salgılanıyor. Kazanma umudu, oyun otomatının sesi ya da oyun salonunun kokusu bile kişinin iradesini kaybetmesine yol açabiliyor.

Herkes oyun bağımlısı olabilir. Ancak uzmanlar, göçmen kökenli erkeklerin daha meyilli olduğunu belirtiyor. Bağımlılık konusunda araştırmalar yürüten Lübeck Üniversitesi bilim adamlarından Hans-Jürgen Rumpf’un çalışması, oyun bağımlılığı tehdidi altındakilerin yüzde 65’inin göçmen kökenli olduğunu ortaya koydu.

Bu kişilerin yüzde 50’si ise aynı zamanda depresyonda. Çünkü oyun bağımlılığı sıklıkla psikolojik bir rahatsızlıkla birlikte ortaya çıkıyor. Oyun bağımlıları çoğunlukla erkekler. Bu kişiler sadece kendi yaşamlarını değil en yakınlarının hayatını da mahvediyor. En çok eşler ve çocuklar olumsuz etkileniyor.

Deutsche Welle’nin haberine göre uzmanlar, oyun bağımlılarına sadece kendilerinin yardım edebileceği görüşünde. Terapi merkezlerine gitmeye gönüllü olmadıkları takdirde onlar için neredeyse hiç umut yok.