TechnoLogic – Özgürlüğün sınırı nerede başlar, nerede biter?


Özgürlüğün sınırı nerede başlar, nerede biter?

TechnoLogic 12 Eylül 2012 0
Özgürlüğün sınırı nerede başlar, nerede biter?

Eski First Lady Bettina Wulff’un, Christian Wulff ile evlenmeden önce “eskort kız” olarak çalıştığına dair ortaya atılan ağır ithamlar Almanya’da basın özgürlüğünün sınırlarının tartışmaya açılmasına neden oldu.

Hakkında çok sayıda skandalın patlak vermesiyle istifa etmek zorunda kalan Almanya’nın eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un başı ağrımaya devam ediyor. Eski First Lady Bettina Wulff, avukatı Gernot Lehr aracılığıyla, söylentileri yaydığı gerekçesiyle Almanya’nın en tanınmış sunucularından Günther Jauch’a dava açtı. Aynı zamanda internet arama motoru Google hakkında da yasal işlem başlattı.

Zira arama motoruna Bettina Wulff yazıldığında, hemen yanında “eskort”, “hayat kadını”, “fuhuş” ve benzeri terimler otomatik olarak beliriyor. Bunlar 38 yaşındaki Bettina Wulff açısından son derece ağır ithamlar. Ancak Google’a karşı elinde yapabilecek bir şeyi var mı gerçekten? Medya hukuku alanında uzman olan Kölnlü avukat Christian Solmecke “Burada söz konusu olan şu: Google, başka yerlerde yayınlanan şeylere mi, yoksa özel bazı bilgilere mi sayfalarında yer vermiştir. Alman mahkemeleri bu konuda fazla ses çıkartmamıştır. Onun için Google’ın sorumlu tutulmasını mümkün görmüyorum.” açıklamasını yapıyor.

‘Anlatanlar da inanmaya başladı’

Eski cumhurbaşkanı Christian Wulff’un mensubu olduğu Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) içindeki siyasi hasımları, daha 2006 yılında dedikodu kazanını kaynatmışlardı. Konuyla ilgili geniş bir habere imza atan Almanya’nın saygın siyasi gazetelerinden Süddeutsche Zeitung’dan Hans Leyendecker bu konuda “Wulff’un eşi hakkında anlatılanlar o kadar çok tekrarlandı ki, sonunda bunları anlatanlar da, iddia ettikleri şeylerin doğruluğuna inandılar” yorumunu yapıyor.

Christian Wullff’un adının 2011 yılında kredi skandalına karşımasıyla birlikte medya bu defa Wulff’un özel yaşamını mercek altına almaya başladı. O zamanlar Wullff’un eşi Bettina’nın evlenmeden önceki yaşamında “eskort kız” olarak çalışmış olduğu söylentisi yayıldı, ancak elle tutulur kanıt bulunamadığı için medya bu konuda herhangi bir şey yayınlayamadı.

Gazeteci Hans Leyendecker, ısrarlı sorularımız üzerine, bu söylentilerde hiçbir gerçek payı olmadığını söylüyor ve son dönemlerde Almanya’da ünlü kişilerin özel yaşamlarına ilişkin yayın anlayışında bir değişim olduğunu vurguluyor. Deutsche Welle’nin haberine göre, Leyendecker “Eskiden bu gibi konular bugüne kıyasla daha tabuydu. Örneğin Bayvera Başbakanı Horst Seehofer’in Berlin’de bir sevgilisi olduğu haberi, Bonn’un başkent olduğu dönemlerde bu biçimde medyada yer almazdı. Medyada rekabet ortamı kızıştı. Ama tüketiciler de adeta av peşinde, sürekli sansasyon haber bekliyorlar ve onlar bu tip gelişmelerin oluşmasına meydan veriyorlar” açıklamasını yapıyor.

Blog sahiplerini uyardı

İnternet arama motoru Google’da hâlâ Bettina Wulff hakkında yalan haberlerin dolaştığına dikkat çekiliyor. Wulff’un avukatı Gernot Lehr, çok sayıda blog sahibini uyardı, yayınladıkları iddiaları geri almalarını sağladı ve bir daha bu tür girişimde bulunmayacakları yönünde imzalı açıklamalarını aldı. Şimdi sırada Google var. Wulff ailesine göre Google hâlihazırda en büyük hasım konumunda.

Bettina Wulff, Google’ın kendisini “hayat kadını” olarak nitelendirmesini gelecekte önleyebilecek mi? Medya hukuku uzmanı Solmecke, “bunun zor bir soru olduğunu, çünkü medya özgürlüğünü sınırlama ve haber özgürlüğünü kısıtlama gibi konulara dokunulduğunu” belirtiyor ve “bunlara gerçekten dokunup dokunmamanın, bu konuda siyasi irade olup olmayacağına bağlı olduğunu” vurguluyor.

Bu arada Bettina Wulff, bugünler piyasaya çıkacak kitabı aracılığıyla tüm iddialara yanıt vereceğini söylüyor. Hatta Bild gazetesi, kitaptan bazı bölümleri birkaç gündür okuyucularıyla paylaşıyor.

Ancak kimileri Bettina Wulff’un, iddiaların üzerinden bu kadar zaman geçmişken mahkemeye şimdi başvurmasının “kitabının satışını artırmak için tasarlanmış bir reklam kampanyası” olduğunu ileri sürüyor. Gazeteci Leyendecker ise Google’ın ilk adımı atması gibi bir sorumluluğu olduğunu anımsatıyor ve “Google basın özgürlüğü kavramına sığınıyor ama insanlara çamur atmak basın özgürlüğü değildir” diye konuşuyor.