TechnoLogic – TÜBİSAD’dan 5651 açıklaması


TÜBİSAD’dan 5651 açıklaması

TechnoLogic 15 Ocak 2014 0
TÜBİSAD’dan 5651 açıklaması

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) Başkanı Prof.Dr. M. Kemal Cılız, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun”da köklü değişiklikler getirecek kanun teklifiyle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada, önerilendeğişikliğin özellikle erişim ve veri trafiği yer sağlayıcılarına ağır sorumluluklar getirdiği ve bu durumun ilgili sektör oyuncularında tedirginlik yarattığını belirtilerek şu görüşlere yer verildi:

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi devam edilen “5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan yayınlar ve Bu yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun”da köklü değişiklik getiren kanun teklifiyle ilgili yasalaştırma sürecini dikkat ve endişeyle takip etmekteyiz.

Meclis’te tartışılan kanun teklifininInternet ekonomisinin aktörlerinde ve bu ekonominin en önemli unsuru olan kullanıcılarda büyük bir tedirginlik yaratacağı öngörülmektedir. Ekonomik dinamiklere ve uluslararası iş yapış şekillerine uygun olmayan yasal bir ortamda girişimciliğin ve yatırımların yeşeremeyeceği yadsınamaz bir gerçektir.

Ülkemizde, “ölçülülük“ ilkesine aykırı olarak Internetsitelerinin erişiminin engellenmesi en temel sorunlardan biridir. Bu sorunun temelinde gerek yargı kararlarının, gerekse de idari kararların evrensel bir hukuk normu olan “ölçülülük” ilkesi dikkate alınmadan uygulanması yatmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği başta olmak üzere ülkemizin içerisinde olduğu birçok uluslararası kuruluş Türkiye’yi bu konuda eleştirmekte, mevzuatı bu noktadaki sıkıntıları giderecek şekilde revize etmeye davet etmektedir.

Hal böyle iken Yeni Teklif mevcut sıkıntıları gidermediği gibi temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması olan Internet sitelerine erişimin engellenmesini kolaylaştırmakta; uygulamaya yön verecek “ölçülülük” ilkesinin uygulanmasını zorlaştırmaktadır.

Devletimizin en temel görevlerinden biri özel hayatın gizliliği ve buna tecavüz eden ihlallerle mücadele etmektir. Ancak bunu sağlayacak her düzenlemede “amaç”, “araç” dengesi hassasiyetle gözetilmelidir. Özel hayatın gizliliğini korumak için “araç” – “amaç” dengesini doğru kuran ve yasalaşması gereken en temel düzenleme “Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun”dur.

“Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun Tasarısı”nınyasalaşmamasının ülkemize ekonomik maliyeti her geçen gün artmaktadır. Türkiye, uluslararası veri transferinde, AB hukukuna göre “güvensiz ülke” kabul edilmektedir. Bu durum ülkemiz merkezli bilgi teknolojileri hizmetlerini vermeyi zorlaştırmakta, bazen de imkansız hale getirmektedir.

Gündemde olan Kanun teklifi ile gerçekleştirilmeye çalışılan “özel hayatın gizliliğini korumak” amacının uluslararası pratiklere bakıldığı zaman bir yanılsama olduğu görülmektedir. Zira tüm dünyada “özel hayatın gizliliği” bu tür yaslarla değil “Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Yasalarla” korunmaktadır.

Sonuç olarak; özellikle erişim ve yer sağlayıcılar bu Teklif kapsamındaki ağır sorumluluklara tabi olarak faaliyetlerini yürütmekde zorlanabilecek, ülkemiz için çok önemli bir açılım olan bu işler yurtdışına aktarılmak zorunda kalabilecektir.

Teklifteki bu ağır yükümlülük ortamı Türkiye’yi bu alanda merkez yapmayı düşünen yabancı şirketler için de çekince oluşturabilecektir.

Kanun teklifi, ülkemizin demokratik kazanımlarına uygun olarak, katılımcı bir çerçevede ilgili tüm aktörleri de sürece katarak tekrardan gözden geçirilmelidir.

İnternet, ülkemiz ekonomisi açısından çok değerlidir. Bu alanda yapılacak her bir düzenleme, öncesinde bir etki analizi yapılarak uygulamaya konulmalıdır.

5651 sayılı kanundaki değişiklik teklifi ile amaçlanan “özel hayatın gizliliği korumak” maksadı, ancak “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı”nın yasalaşması ile gerçekleşebilecektir. Bu Tasarının yasalaşması, ülkemizin “temel hak ve özgürlüklere verdiği” değeri gösterirken; bu alana yatırım yapacak ekonomik aktörlere, uluslararası topluma ve kullanıcılara verdiği “hukuki güveni”de ortaya koyacaktır.