Yaz tatilinin sona ermesiyle birlikte iş hayatına yeniden uyum sağlama dönemi başlarken, yapılan yeni bir araştırma çalışanların önemli bir bölümünün işe dönüşte performans düşüklüğü yaşadığını ortaya koydu. Fransa merkezli çalışan deneyimi şirketi Pluxee adına Yöntem Araştırma Eğitim Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen “İşe Dönüşün Farklı Halleri” araştırması, çalışan beklentileri ile mevcut işveren uygulamaları arasında belirgin farklar bulunduğunu gösterdi.
1.000 aktif çalışanla yapılan araştırmaya göre, çalışanların yüzde 49’u tatil sonrasında performansını daha düşük değerlendirirken, yüzde 32’si performansının tatilden etkilenmediğini, yüzde 19’u ise performansını tatil öncesinde daha düşük hissettiğini aktardı.
İşe dönüşün en zor tarafı yeniden tempoya alışmak
Çalışanların tatil dönüşünde karşılaştığı güçlüklerin başında yüzde 33 ile yoğun iş temposuna yeniden alışmak yer alıyor. Bunu yüzde 21 ile erken kalkmak ve yüzde 18 ile rutin hayata dönmek takip ediyor. Biriken işler çalışanların yüzde 14’ü, trafik ve ulaşım ise yüzde 12’si için dönüş sürecindeki en büyük engeli oluşturuyor.
Araştırma sonuçları, çalışanların yüzde 44’ünün işe dönüşü kolaylaştıracak en değerli desteği ilk hafta daha esnek veya kısa çalışma saatleri olarak gördüğünü gösteriyor. Tatil sonrasında performans algısı düşen çalışanlarda ise bu beklenti yüzde 50 oranına ulaşıyor.
Çalışan esneklik bekliyor, mevcut destek yüzde 12’de kalıyor
Çalışanların beklentileri ile mevcut işveren uygulamaları arasındaki farklar araştırmanın dikkat çeken unsurları arasında bulunuyor.
Esnek ve uzaktan çalışma: Çalışanların yüzde 37’si bu desteği beklerken, sunulan mevcut imkân yüzde 12 seviyesinde kalıyor.
Ek izin ve adaptasyon izni: Yüzde 33’lük beklentiye karşılık uygulamadaki oran yüzde 13 olarak ölçülüyor.
Market ve gıda desteği: Çalışanların yüzde 28’i talep ederken, mevcut destek yüzde 10’da kalıyor.
Doğru zamanda doğru fayda sunumu öne çıkıyor
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Pluxee Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Hekimoğlu, çalışan deneyiminde desteğin zamanlamasına dikkat çekti. Hekimoğlu, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Araştırma bize çalışan deneyiminde meselenin yalnızca ne kadar fayda sunduğumuz olmadığını gösteriyor. Asıl konu, sunduğumuz desteğin çalışanın o andaki ihtiyacıyla ne kadar örtüştüğü. İşe dönüş bunun çok iyi bir örneği. Çalışanların önemli bir bölümü bu dönemde yeniden ritim kazanmakta zorlanırken beklentileri daha yumuşak bir geçiş, esneklik ve günlük hayatlarını kolaylaştıracak destekler etrafında şekilleniyor. Çalışan deneyiminde bundan sonraki dönemin daha fazla fayda sunmaktan çok; doğru faydayı, doğru çalışana, doğru zamanda ulaştırabilmek üzerine kurulacağını düşünüyoruz.”
Tek tip çalışan deneyimi herkes için aynı değeri yaratmıyor
İşe dönüş beklentileri çalışan gruplarına göre farklılık gösteriyor. Kadın çalışanlar ilk hafta esnek çalışma saatleri ile uzaktan veya hibrit modeli daha fazla öne çıkarırken, erkek çalışanlar ilk hafta daha az toplantı yapılmasını tercih ediyor. Yan haklar tarafında ise beyaz yakada teknoloji, spor ve kültür-sanat destekleri öne çıkarken; mavi yakada yemek, market, giyim ve aile destekleri talep ediliyor.
Sinem Hekimoğlu, ihtiyaçların döneme göre değiştiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çalışanların ihtiyaçları hayat evrelerine, çalışma biçimlerine ve içinde bulundukları döneme göre değişiyor. Bu nedenle tek tip çalışan deneyimi yaklaşımı giderek etkisini kaybediyor. Pluxee olarak yan hak çözümlerimizi çalışanlara seçim alanı sunan, farklılaşan ihtiyaçlara ve hayatın farklı anlarına uyum sağlayabilen esnek ve kişiselleştirilebilir bir yapı üzerine kuruyoruz.”
