Fabrikalarda 5 milyon robot çalışıyor: İnsansı robotlar neden hâlâ az?
Dünya genelinde fabrikalarda çalışan endüstriyel robotların sayısı 2025’te 5 milyonun üzerine çıktı. Buna karşın aynı yıl satılan insansı robotların sayısı yaklaşık 7 bin seviyesinde kaldı. Rakamlar, robotik teknolojilerinde asıl yaygınlaşmanın hâlâ insan biçimindeki makinelerden ziyade belirli görevler için tasarlanan robotlarda olduğunu gösteriyor.
Uluslararası Robotik Federasyonu’nun (IFR) yayımladığı World Robotics 2026 raporuna göre, dünya genelindeki aktif endüstriyel robot stoğu 2025’te yüzde 9 artarak 5,079 milyon adede ulaştı. Fabrikalarda yıl boyunca 603 bin yeni endüstriyel robot kuruldu.
Çin robot kullanımında öne çıkıyor
Endüstriyel robot yatırımlarında Asya başı çekiyor. Çin, 2025 yılında 354 bin yeni endüstriyel robot kurulumu gerçekleştirdi. Bu sayı, küresel kurulumların yüzde 59’una karşılık geliyor.
Çin’deki yeni robot kurulumları bir önceki yıla göre yüzde 20 arttı. ABD’de ise yaklaşık 38 bin 500 yeni endüstriyel robot kuruldu ve ülke yüzde 12’lik artışla Japonya’yı geride bırakarak ikinci büyük pazar konumuna geldi.
İnsansı robotlarda tablo farklı
İnsansı robotlara yönelik ilgi son yıllarda hızla artmasına rağmen gerçek kullanım rakamları henüz endüstriyel robotlarla karşılaştırılabilecek seviyede değil.
IFR’nin ilk kez ayrı bir kategori olarak takip ettiği verilere göre, 2025 yılında dünya genelinde endüstriyel ve profesyonel kullanım amacıyla yaklaşık 7 bin insansı robot satıldı. Bu robotların önemli bir bölümünün araştırma, geliştirme ve yapay zekâ modelleri için veri üretimi gibi alanlarda kullanıldığı belirtiliyor.
Otomotiv üreticilerinin insansı robotlarla yaptığı denemeler de çoğunlukla küçük ölçekli pilot uygulamalarla sınırlı kalıyor. Bu durum, insansı robotların fabrikalarda yaygın üretim aracı hâline gelmesi için hâlâ aşılması gereken teknik ve ekonomik engeller bulunduğunu gösteriyor.
Neden insan biçiminde robotlara ihtiyaç duyuluyor?
İnsansı robotların en önemli avantajlarından biri, insanlar için tasarlanmış ortamlarda çalışabilmeleri. İnsanların kullandığı raflar, kapılar, merdivenler ve üretim hatları değiştirilmeden robotların aynı fiziksel ortamda görev yapabilmesi hedefleniyor.
Ancak insan biçimindeki tasarımın önemli bir maliyeti bulunuyor. İki ayak üzerinde dengede durmak, farklı nesneleri kavramak, çevredeki değişikliklere tepki vermek ve güvenli şekilde hareket etmek, belirli bir görevi yerine getiren sabit veya tekerlekli robotlara göre daha karmaşık bir mühendislik gerektiriyor.
Bu nedenle fabrikalarda bugün için belirli görevleri yerine getiren robot kolları, otonom taşıma araçları ve diğer özel amaçlı robotlar daha yaygın durumda.
Yapay zekâ insansı robotların gelişimini hızlandırabilir
İnsansı robotlara yönelik beklentinin önemli bir bölümü yapay zekâdaki gelişmelere dayanıyor. Görsel algılama, doğal dil işleme, çevreyi anlama ve karar verme yeteneklerinin gelişmesi, robotların önceden programlanmamış görevleri yerine getirmesini kolaylaştırabilir.
Bununla birlikte bir robotun fiziksel dünyada güvenilir şekilde hareket etmesi, yalnızca güçlü bir yapay zekâ modeline sahip olmasından daha fazlasını gerektiriyor. Donanım güvenilirliği, enerji tüketimi, güvenlik, bakım maliyetleri ve gerçek çalışma koşullarındaki performans da yaygınlaşmada belirleyici olacak.
Robotların geleceği yalnızca insansı modellerden oluşmayacak
IFR verileri, robotik sektöründeki büyümenin insansı robotlarla sınırlı olmadığını gösteriyor. 2025’te fabrikalarda çalışan endüstriyel robotların toplam sayısının 5 milyon seviyesini aşması, üreticilerin otomasyona yönelik yatırımlarını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde farklı robot türlerinin birlikte kullanılabileceğine işaret ediyor. İnsan biçimindeki robotlar insanların yaptığı daha çeşitli fiziksel işleri üstlenmeye çalışırken, özel amaçlı robotlar belirli görevlerde daha verimli bir seçenek olmaya devam edebilir.
Dolayısıyla robotik alanındaki dönüşümün yalnızca “insansı robotlar fabrikalara geliyor” şeklinde okunması yerine, farklı görevler için geliştirilen robotların giderek daha fazla üretim sürecine dahil olması üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.










