Huawei davasında kritik eşik: CFO Meng Wanzhou’nun itirafları delil kabul edildi

Çin merkezli teknoloji şirketi Huawei, ABD’de karşı karşıya olduğu ceza davasında büyük bir hukuki darbe aldı. New York Federal Mahkemesi, şirketin Mali İşler Müdürü (CFO) Meng Wanzhou’nun geçmişte yaptığı itirafların, eylül ayında başlayacak ceza davasında delil olarak kullanılabileceğine hükmetti. Bu karar, yüksek riskli banka dolandırıcılığı ve yaptırım ihlali davasında jüri karşısına çıkmaya hazırlanan şirketi kendi tepe yöneticisinin sözleriyle yüzleşmek zorunda bırakacak.

İtirafın geçmişi ve mahkeme kararı

Davanın odağında, Çin merkezli Huawei şirketinin kurucusunun kızı olan ve hâlen CFO’luk görevini yürüten Meng Wanzhou yer alıyor. Wanzhou, 2021 yılında hakkındaki kişisel dolandırıcılık suçlamalarının düşürülmesi karşılığında ABD Adalet Bakanlığı ile bir ertelemeli kovuşturma anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşmanın bir parçası olarak dört sayfalık bir olgular beyanına imza atan Wanzhou, Çin merkezli şirketin İran’daki yasa dışı ticari faaliyetleri ve ihracat kontrol yasalarına uyumu konusunda küresel bir finans kuruluşuna yalan söylediğini kabul etmişti.

Huawei’in hukuk ekibi, bu belgelerin kurumsal yargılamada kullanılmasını engellemek için yoğun bir çaba gösterdi. Savunma avukatları, şirketin susma hakkı olduğunu, bireysel bir beyanın şirkete karşı kullanılmasının hak ihlali yaratacağını öne sürdü. Ayrıca Meng Wanzhou’nun duruşma sırasında çapraz sorguya alınması talebinde bulundu.

Brooklyn Federal Mahkemesi Bölge Hakimi Ann Donnelly, bu argümanları kesin bir dille reddetti. Hakim Donnelly, Wanzhou’nun söz konusu dönemde ve şu anda şirketin aktif CFO’su olduğuna dikkat çekerek, şirketin kendi üst düzey yöneticisinin profesyonel faaliyetlerinden kendisini soyutlayamayacağını belirtti. Kararda, Huawei’in o dönemde bu eylemleri zaten sahiplenmiş olduğu, bu nedenle Wanzhou’yu tanık kürsüsüne çağırmaya ya da delilleri geçersiz saymaya gerek olmadığı vurgulandı.

Küresel krizden eylül ayındaki duruşmaya uzanan süreç

Bu karmaşık hukuki süreç, 2018 yılında Meng Wanzhou’nun ABD’nin yakalama kararı doğrultusunda Kanada’nın Vancouver kentinde gözaltına alınmasıyla küresel bir krize dönüşmüştü. Gözaltı kararı ABD, Çin ve Kanada arasında ciddi bir jeopolitik gerilime yol açmış, Çinli yönetici iade sürecine karşı mücadele ederken Kanada’daki malikanesinde yaklaşık üç yıl boyunca ev hapsinde tutulmuştu. Kriz, 2021 yılının sonlarında Wanzhou’nun mahkemeye uzaktan bağlanarak anlaşmayı imzalaması ve Çin’e dönmesiyle çözülmüştü.

Wanzhou hakkındaki kişisel dava kapanmış olsa da ABD hükümetinin Huawei firmasına yönelik ceza davası devam etti. HSBC gibi bankaları yanıltma suçlamalarının yanı sıra, hazırlanan ek iddianamelerle şirkete ticari sırları çalma gibi yeni suçlamalar da yöneltildi. ABD, ulusal güvenlik gerekçesiyle 2019 yılından bu yana Çin merkezli şirketin Amerikan teknolojilerine erişimini kısıtlarken, şirket bu suçlamaları reddetmeyi sürdürüyor.

Şirket, karşı karşıya kaldığı ağır teknolojik ambargolara rağmen akıllı araç bileşenleri ve yerli yapay zekâ geliştirme alanlarına yönelerek pazarda kalmayı başardı. Ancak New York’tan gelen son mahkeme kararı, savunma kanadında aşılması zor bir engel oluşturdu. Jüri seçimi resmi olarak 8 Eylül tarihinde başlayacak ve hukuk ekibinin, savcılığın elindeki en güçlü koz olan CFO itirafına karşı nasıl bir strateji izleyeceği henüz netlik kazanmadı.

Exit mobile version