Türkiye otomotiv sanayisinde ‘Made in EU’ tedirginliği

Avrupa Komisyonu, Avrupa otomotiv sanayisini daha temiz ve rekabetçi bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen kapsamlı Otomotiv Paketi’ni kamuoyu ile paylaştı. Paket kapsamında birçok başlıkta öne çıkan “Made in EU-AB’de üretilmiştir” vurgusu, korumacı bir yaklaşım olarak değerlendirilirken, Türkiye otomotiv sanayisinin ihracatı ve ülke ekonomisi açısından olası riskleri de gündeme taşıdı.

Otomotiv Paketi neler içeriyor

Açıklanan paket, Avrupa Birliği’nin emisyon azaltım hedeflerine ulaşmasını destekleyecek esneklikler sunuyor. Batarya üretiminin güçlendirilmesine yönelik destekler, üretim süreçlerindeki idari yüklerin azaltılması ve AB’de üretilen küçük elektrikli araçlara yönelik teşvikler paketin öne çıkan unsurları arasında yer alıyor. Avrupa otomotiv sanayisinin dönüşümünü hızlandırmayı amaçlayan bu düzenlemelerde, “Made in EU” ifadesinin birçok teşvik alanında ön koşul olarak vurgulanması dikkat çekiyor.

Türkiye otomotiv sanayisi için kritik tablo

Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık yüzde 17 paya sahip olan otomotiv sanayisi, ihracatının yüzde 60’tan fazlasını Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştiriyor. Bu nedenle Otomotiv Paketi, Türk otomotiv sanayisi ve dış ticaret dengesi açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Sektörün çatı kuruluşu konumundaki Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, açıklanan paketle ilgili değerlendirmesinde, AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği sayesinde yaklaşık 30 yıldır güçlü bir entegrasyonun oluştuğunu vurguladı. Eroldu, karşılıklı tedarik zincirlerinin bütüncül bir yapıya dönüştüğünü ve Türkiye’nin AB araç ithalatında ikinci, araç ihracatında ise üçüncü sırada yer aldığını hatırlattı.

Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu
Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu

“Made in EU” tanımı öne çıkıyor

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, uzun süredir dikkat çektikleri “Made in EU” yaklaşımının Otomotiv Paketi’nde emisyon azaltım hedefleri, küçük elektrikli araç üretimi ve kurumsal araç filolarının yenilenmesi gibi birçok teşvik alanında ön koşul haline getirilmesinden endişe duyduklarını ifade etti.

Avrupa Komisyonu’nun, AB otomobil pazarının yaklaşık yüzde 60’ını ve hafif ticari araç pazarının yüzde 90’ını oluşturan kurumsal araçlar için, sıfır veya düşük emisyonlu ve “AB’de üretilmiş” araçlara yönelik özel mali teşvikler planladığını belirten Eroldu, bu noktada tanımın kapsamının belirleyici olacağını vurguladı. Komisyonun “AB’de üretilmiş” tanımını 28 Ocak 2026’da görüşe açmasının öngörüldüğü bildiriliyor.

Gümrük Birliği vurgusu

Eroldu, Türkiye’de üretilen taşıt araçları ve parçalarının söz konusu tanımın dışında bırakılmasının, Gümrük Birliği’nin Türkiye ve AB’ye sağladığı avantajları ortadan kaldırabileceğine dikkat çekti. Türkiye’nin Gümrük Birliği ortağı statüsü gereği, “Made in EU” uygulamalarında AB ülkeleriyle eşit şekilde değerlendirilmesinin ve teşvik mekanizmalarının dışında kalmamasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

OSD Başkanı, Türkiye’nin bu tanıma dahil edilmesinin hem mevcut yatırımlar hem de yatırım ortamının sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olduğunu belirtti.

Başa dön tuşu