Yapay zekâ destekli siber tehditlere karşı yerli ve bağımsız savunma kalkanı

Yapay zekâ alanında son dönemde yaşanan küresel ölçekli güvenlik ve erişim tartışmaları, devletlerin bu teknolojilere yönelik yaklaşımını stratejik bir boyuta taşıdı. ABD’li teknoloji şirketi Anthropic tarafından geliştirilen Claude Mythos 5 modeline yönelik ABD hükümetinin uyguladığı erişim kısıtlamaları, yapay zekânın artık doğrudan bir milli güvenlik unsuru olarak konumlandırıldığını gösterdi. Yaşanan bu gelişmeler siber savaş ortamında yeni bir dönemin kapısını aralarken, Türkiye merkezli Doğanay Siber Emniyet Teknolojileri tarafından geliştirilen KA’OS (Kognitif Artırımlı Ofansif Sistem), yapay zekâ destekli siber güvenlik operasyonlarında denetlenebilir bir alternatif olarak siber güvenlik pazarındaki yerini aldı.

Saldıran ve savunan sistemlerin mücadelesi başladı

Yapay zekâ destekli siber güvenlik ekosisteminde yeni bir dönemin başladığını ifade eden Doğanay Siber Emniyet Teknolojileri CEO’su Hamza Aytaç Doğanay, yapay zekânın artık sadece analiz yapan bir yardımcı olmaktan çıkıp, kurumların siber dayanıklılığını artıran aktif bir güvenlik bileşeni haline geldiğini belirtti. Küresel siber savaş ortamında “AI vs. AI” (Yapay Zekâ Yapay Zekâya Karşı) döneminin başladığına dikkat çeken Doğanay, saldıran tarafın yapay zekâ olduğu bir senaryoda savunan tarafın da yapay zekâ olmasının kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı. Yapay zekânın yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydeden Doğanay, yerli ve öz kaynaklarla geliştirilen KA’OS platformunun bu dönüşüme katkı sağlamak amacıyla tasarlandığını dile getirdi.

Hamza Aytaç Doğanay
Hamza Aytaç Doğanay

Büyük dil modellerinden farklı bir mimari sunuyor

KA’OS’un klasik bir büyük dil modeli geliştirme projesi olmadığının altını çizen Hamza Aytaç Doğanay, sistemin farklı yapay zekâ modellerini, ileri seviye güvenlik araçlarını, siber güvenlik uzmanlarının tecrübelerini ve kurumsal bilgi kaynaklarını belirli görevler için bir araya getiren bir ajan ve orkestrasyon platformu olduğunu aktardı. Sistemin temel değer önerisinin yeni bir model üretmek olmadığını belirten Doğanay, amacın yapay zekâyı kullanarak kurumların farkında olmadığı siber güvenlik risklerini ortaya çıkarmak ve bunları güvenli, denetlenebilir şekilde yönetmek olduğunu sözlerine ekledi.

Sıfırıncı gün zafiyetleri kontrol altına alınıyor

Geliştirilen platform, yalnızca bilinen zafiyetleri raporlamakla kalmayıp, yetkilendirilmiş sistemlerde çalışmak kaydıyla henüz keşfedilmemiş “zero-day” (sıfırıncı gün) zafiyetlerini tespit edebilme yeteneğine sahip. Kontrollü PoC (Kavram Kanıtı) üretebilen sistem; mobil uygulamalardan yazılımlara, kripto varlıklardan çevrimiçi platformlara ve donanımlara kadar geniş bir dijital ekosistemde saldırı yüzeyi analizi gerçekleştirebiliyor. Mythos sınıfı teknolojilerde görülen küresel erişim kısıtlamaları nedeniyle KA’OS için de kontrollü erişim modeli benimsenirken, sistemin ilk aşamada kritik altyapılar, savunma sanayii projeleri ve yüksek güvenlik gerektiren kurumların kullanımına sunulacağı açıklandı.

Milyonlarca dokümanla öğrenen altyapı oluşturuldu

Tamamı Türkiye’de geliştirilen KA’OS platformunun eğitim korpusunun bir kısmı, 1 milyon 700 binden fazla güvenlik dokümanından ve 17 binden fazla GitHub deposu elemanından oluşuyor. Operasyon esnasında öğrenme ve kendi kodunu geliştirme mimarisine sahip olan platform; web, mobil, bulut, ağ, kaynak kodu, yapay zekâ sistemleri ve Web3 altyapıları üzerinde güvenlik testleri yapabiliyor. “KA’OS as a Service” modeliyle kullanıma sunulan sistem, OWASP Juice Shop ortamındaki testlerde yüzde 100 otonom başarı yakalarken, siber güvenlik ajanlarının gerçek web zafiyetlerini tespit ve istismar kabiliyetini ölçen XBOW Validation Benchmark setindeki 104 senaryonun tamamını başarıyla tamamladı. Token bağımlılığı olmadan çalışan ve internet bağlantısına ihtiyaç duymadan operasyon gerçekleştirebilen sistem, kurumlara maliyet avantajı ve veri güvenliği sağlama iddiası taşıyor.

Kritik karar mekanizmalarında insan denetimi korunmalı

Yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu imkânların yeni nesil riskleri de beraberinde getirdiğini hatırlatan Hamza Aytaç Doğanay, kurumlara siber emniyet konusunda uyarılarda bulundu. Kontrolsüz gücün risk yarattığına değinen Doğanay, devletlerin yapay zekâyı milli güvenlik meselesi olarak ele aldığı bu yeni dönemde, kurumların yapay zekâ sistemlerine sınırsız yetki vermemesi gerektiğini vurguladı. Kritik karar mekanizmalarında insan denetiminin mutlaka korunması, hassas verilerin işlendiği sistemlerin takip edilmesi ve yapay zekâ modellerinin düzenli olarak güvenlik testlerinden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Doğanay, önümüzdeki dönemin en önemli sorusunun hangi yapay zekânın kullanıldığı değil, mevcut yapay zekânın ne kadar kontrol ve denetim altında tutulabildiği olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Haber Merkezi

TechnoLogic, teknoloji odaklı bir haber portalıdır. Melih Bayram Dede yönetiminde 2012 yılının Şubat ayında yayına başlayan TechnoLogic’teki haber ve yorumları takip etmek için sosyal medya hesaplarımızı izlemeye alabilirsiniz. E-Posta: iletisim@technologic.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir