Müzik yorumcuları yapay zekâya karşı yasal düzenleme istiyor

Türkiye merkezli Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR), yaklaşık 600 üyesinin katılımıyla hazırladığı “Müzik Sektöründe Yapay Zeka Etkisi” araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin müzik üretimindeki dönüştürücü etkisine karşın, yorumcuların telif hakları ve emeğin korunması konusunda yüksek düzeyde kaygı taşıdığını ortaya koydu.
Sektörde endişe düzeyi yükseliyor
Araştırmaya katılan müzik yorumcularının %74’ü yapay zekâ uygulamalarına yönelik endişe duyduğunu belirtti. Daha önce izinsiz kullanım sorunuyla karşılaşan sanatçılarda bu oran %90 seviyesine kadar yükseldi. Katılımcıların %32,7’si bu teknolojileri aktif olarak kullanırken, %54,7’lik bir kesimin henüz yapay zekâ araçlarıyla doğrudan temas kurmadığı görüldü. Özellikle 18–35 yaş grubundaki genç yorumcuların teknolojiyi en yoğun kullanan ancak aynı zamanda gelecekten en çok kaygı duyan kesim olması dikkat çekti.
Sanatçıların önceliği sıkı denetim ve şeffaflık
Müzik yorumcuları, yapay zekâ kullanımının teknolojik bir gelişimden ziyade hak temelli bir çerçeveye oturtulmasını talep ediyor. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların %65,2’si yapay zekâ uygulamalarına yönelik sıkı yasal düzenlemeler yapılmasını istiyor. Öne çıkan diğer talepler ise şu şekilde sıralandı:
- Katılımcıların %71’i ses klonlama işlemlerinin mutlaka izne tabi olmasını savunuyor.
- %60’lık bir kesim, yapay zekâ ile üretilen içeriklerin dinleyiciye açıkça belirtilmesi ve etiketlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
- Yorumcuların %53,4’ü adil bir gelir paylaşım sistemi kurulmasını, %41,3’ü ise denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini bekliyor.
Kolektif hak yönetimi ve lisanslama modeli
Yorumcuların %54,7’si, bireysel mücadele yerine meslek birliği çatısı altında yürütülecek toplu lisanslama modelini desteklediğini beyan etti. MÜYORBİR Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Şeşen, yapay zekânın müzik üretiminde yeni fırsatlar sunsa da sanatçı kimliğini ve emeğini tehdit eden riskler barındırdığını belirtti. Şeşen, ses ve performans kullanımının rızaya dayalı olması gerektiğini vurgulayarak, şeffaf ve adil bir lisanslama modelinin oluşturulmasının sektörün sürdürülebilirliği için zorunlu olduğunu ifade etti.