Oyun bağımlılığı artık yetişkinler için de ciddi bir risk

Dijital oyunlar ve çevrim içi bahis platformları, uzun süredir çocuklar ve ergenler üzerinden tartışılsa da son yıllarda yetişkinler için de önemli bir ruh sağlığı ve halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda. Özellikle oyun oynama bozukluğu ile sanal kumar davranışlarının iç içe geçmesi, bireylerin sosyal, ekonomik ve psikolojik işlevselliğini derinden etkiliyor.

Yeşilay’ın uluslararası hakemli dergisi Addicta’da yayımlanan ve Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, yetişkinlerde oyun oynama bozukluğunun sanılandan çok daha yaygın ve yıkıcı sonuçlar doğurabildiğini ortaya koyuyor.

Yetişkinlerde oyun bağımlılığı görünmez bir sorun olarak büyüyor

Araştırma, 2020–2024 yılları arasında Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki 105 Yeşilay Danışmanlık Merkezi’ne (YEDAM) başvuran 18 yaş ve üzeri yetişkinleri kapsıyor. Değerlendirme formlarını eksiksiz dolduran 250 kişinin verileri, klinik psikologlar tarafından yüz yüze görüşmelerle analiz edildi.

Elde edilen bulgular, oyun oynama bozukluğunun yalnızca boş zaman alışkanlığı olmadığını; depresyon, anksiyete, dürtüsellik ve riskli davranışlarla güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle oyun oynama davranışının bireyin günlük yaşamının merkezine yerleşmesi, iş, aile ve sosyal ilişkilerde ciddi işlev kayıplarına yol açıyor.

Başvuruların büyük bölümü erkeklerden geliyor, kadınlarda artış dikkat çekiyor

Çalışmaya göre YEDAM’a oyun oynama bozukluğu nedeniyle başvuranların yüzde 91’ini erkekler oluşturuyor. Ancak son yıllarda kadın başvurularında da belirgin bir artış gözlemleniyor. Bu durum, dijital oyun ve çevrim içi bahis alışkanlıklarının cinsiyet farkı gözetmeksizin yaygınlaştığına işaret ediyor.

Katılımcıların büyük bölümünün genç yetişkin yaş grubunda yer alması ise sorunun uzun vadede daha geniş bir toplumsal etki yaratabileceğini gösteriyor.

Günlük oyun süresi 6 saatin üzerine çıkıyor

Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, oyun oynama süreleriyle ilgili. Katılımcıların önemli bir kısmı günde 6 saatten fazla oyun oynadığını ve bu sürenin günlük yaşamlarını ciddi biçimde aksattığını belirtiyor. İnterneti temel olarak oyun amacıyla kullanan bireylerde oyun oynama bozukluğu riski çok daha yüksek seyrediyor.

Oyun türlerine bakıldığında, yüzde 46 ile strateji oyunları ilk sırada yer alırken, savaş oyunları yüzde 43 ile ikinci sırada bulunuyor. Bu türlerin uzun süreli odaklanma, rekabet ve ödül döngüsü üzerinden bağımlılık riskini artırdığı değerlendiriliyor.

Sanal kumar ile oyun bağımlılığı arasındaki tehlikeli kesişim

Uzmanlara göre dijital oyunlar ile sanal kumar arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor. Oyun içi satın almalar, loot box sistemleri, bahis benzeri mekanikler ve gerçek parayla ilişkilendirilen ödül yapıları, özellikle yetişkin kullanıcılar için sanal kumara geçişi kolaylaştırıyor.

Bu durum, yalnızca zaman kaybı değil; maddi kayıplar, borçlanma, aile içi çatışmalar ve psikolojik çöküş gibi sonuçları da beraberinde getiriyor. Oyun oynama bozukluğu yaşayan bireylerde sanal kumar davranışlarının daha sık görülmesi, tedavi ve danışmanlık süreçlerinde iki alanın birlikte ele alınmasını zorunlu kılıyor.

Psikososyal destek oyun süresini belirgin biçimde azaltıyor

Araştırmanın üç aylık takip sonuçları, YEDAM tarafından sunulan ücretsiz ve bilimsel psikososyal desteğin etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Başvuru gününde “Günde 6 saatten fazla oyun oynuyorum” diyenlerin oranı yüzde 76 iken, üç ay sonunda bu oran yüzde 13’e düşüyor.

Bu veri, oyun oynama bozukluğunun doğru müdahalelerle kontrol altına alınabildiğini ve bireylerin yaşam dengesini yeniden kurabildiğini gösteriyor.

Oyun bağımlılığı bir irade sorunu değil, tedavi edilebilir bir bozukluk

Çalışmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Coşkunol, oyun oynama bozukluğunun yetişkinlerde de ciddi işlev kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekiyor. Coşkunol’a göre, bilimsel temelli psikososyal destekler sayesinde bireyler hem oyun davranışlarını kontrol altına alabiliyor hem de yaşam kalitelerini yeniden kazanabiliyor.

Uzmanlar, oyun bağımlılığı ve sanal kumarın bir “irade zayıflığı” değil, profesyonel destek gerektiren bir ruh sağlığı sorunu olarak ele alınması gerektiği konusunda hemfikir.

Başa dön tuşu