Yapay zekâ pazarlama sektöründe önyargı riskini artırıyor

BM Kadın Birimi (UN Women) bünyesinde faaliyet gösteren Unstereotype Alliance inisiyatifi, “2026 Sektör Durum Raporu”nu yayımladı. Küresel markaların ve sektör liderlerinin görüşlerine dayanan rapor, üretken yapay zekânın pazarlama süreçlerini dönüştürdüğü bir dönemde kapsayıcılığın ticari boyutunu ve karşı karşıya olduğu riskleri mercek altına alıyor.
Kapsayıcı reklamlar satış gelirlerini artırıyor
Raporda yer alan “Kapsayıcılık = Gelir” araştırmasına göre, kapsayıcı reklam uygulamalarını benimseyen markalar kısa vadede yüzde 3,46, uzun vadede ise yüzde 16,26 oranında daha yüksek satış geliri elde ediyor. Kapsayıcı yaklaşıma sahip markaların tüketiciler tarafından ilk tercih olma oranı yüzde 62 daha yüksekken, bu markaların müşteri sadakatinde yüzde 15’lik bir artış gözleniyor.
Dünya Reklamverenler Federasyonu (WFA) CEO’su Stephan Loerke, kapsayıcı pazarlamanın son on yıldaki en büyük büyüme motorlarından biri olduğunu ve iş dünyasında büyümeyi doğrudan desteklediğini ifade etti.

Yapay zekâda önyargı ve denetim sorunu
Üretken yapay zekânın (Generative AI) sektör için hem bir fırsat hem de ciddi bir risk oluşturduğu vurgulanan raporda, teknolojiye dair çarpıcı veriler paylaşıldı:
- Yapay zekâ sistemlerinin yüzde 44’ü toplumsal cinsiyete, yüzde 26’sı ise hem cinsiyet hem de ırka dayalı önyargılar sergiliyor.
- Pazarlamacıların yalnızca yüzde 51’i yapay zekâ tarafından üretilen içerikleri yayınlamadan önce insan denetiminden geçiriyor.
Mars Küresel Sorumlu ve Amaç Odaklı Pazarlama Direktörü Jacqui Stephenson, yapay zekânın bilinçsiz kullanımı durumunda mevcut önyargıları hızla büyütebileceği uyarısında bulundu.

Temsilde engelli ve ileri yaş eksikliği
Toplumsal cinsiyetin olumlu temsilinde 2021’den bu yana önemli iyileşmeler kaydedilse de, engelli bireylerin ve ileri yaştaki tüketicilerin reklamlarda temsili yetersiz kalmaya devam ediyor. Dünya genelinde engelli nüfus oranı yüzde 15 olmasına rağmen, incelenen reklamların sadece yüzde 3’ünde engelli bireylere yer verildiği görüldü.
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gül Şener, Türkiye özelinde kadınların geleneksel olmayan rollerde temsilinin arttığını ancak erkeklerin hâlâ çoğunlukla geleneksel rollerde gösterildiğini belirtti. Şener, gerçek bir dönüşüm için hem kadınlık hem de erkeklik temsillerinin ilerici bir şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti.
İçerik üreticisi ekonomisi kritik önemde
Rapor, içerik üreticisi ekonomisini markaların tüketicilerle özgün bağ kurabileceği en önemli alanlardan biri olarak tanımlıyor. Unilever Küresel Direktörü Isabel Massey, değerleri paylaşan içerik üreticileriyle yapılan iş birliklerinin kültürel değişimin itici gücü haline geldiğini ve sürdürülebilir büyüme sağladığını belirtti.