Yapay zekâ projelerinde başarıyı engelleyen faktörler

Almanya merkezli teknoloji şirketi IAS, şirketlerin yapay zekâ yatırımlarından sürdürülebilir değer üretebilmesi için nitelikli veri ve entegre sistem mimarisinin önemine dikkat çekiyor. Kurumların altyapılarında biriken dijital borçlar, yapay zekâ projelerinin başarıya ulaşmasının önündeki yapısal riskler arasında gösteriliyor.
Yapay zekâ küresel ekonomik genişlemenin ana unsurlarından biri haline geliyor. Morgan Stanley verileri, 2028 yılına kadar dünya genelinde yapay zekâ çağını destekleyecek yeni veri merkezlerinin inşasına 2,9 trilyon dolarlık yatırım yapılacağını öngörüyor. Yapay zekâ yatırımları artarken, kurumların teknoloji altyapılarında geçmişten gelen yapısal yükler de büyümeye devam ediyor.
Finansal tablolarda yer almayan ancak inovasyon kapasitesini ve dönüşüm hızını etkileyen bu sorunlar, “dijital borç” kavramıyla tanımlanıyor. Dijital borç, eski kod yapılarından, bağımsız devreye alınmış platformlardan, veri silolarından ve kırılgan iş süreçlerinden besleniyor.
Görünmeyen yükler yatırımların etkisini sınırlıyor
Kurumsal kaynak planlama (ERP) alanında faaliyet gösteren Industrial Application Software (IAS) şirketinin CTO’su Bahtiyar Tan, kurumların yapay zekâya yönelik ilgisinin temel dijital mimarinin önemini gölgede bırakmaması gerektiğini belirtiyor.
Tan, birbirleriyle konuşmayan sistemlerin ve düşük veri kalitesinin üzerine yapay zekâ katmanı eklemenin sürdürülebilirliği zayıf bir yapı kurmak anlamına geldiğini ifade ediyor. McKinsey verileri, teknik borcun günümüzde şirketlerin BT bilançolarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu gösteriyor.
Accenture ise entegre olmayan sistemler ve düşük veri kalitesinin kurumlara yıllık ortalama 12,9 milyon dolar maliyet yarattığını hesaplıyor. Tan, “Kurumlar için kritik soru, bugünün teknoloji yatırımının yarın için stratejik bir varlığa mı yoksa yönetilmesi zor yeni bir yükümlülüğe mi dönüşeceğidir” değerlendirmesinde bulunuyor.
Sürdürülebilir değer için planlı dönüşüm
IAS, yapay zekâdan gerçek değer üretmenin yolunun onu kurumun tamamına yayılan bütünsel bir dijital omurga üzerinde konumlandırmaktan geçtiğini vurguluyor. Ani ve parçalı müdahaleler yerine veri bütünlüğünü ve sistemler arası entegrasyonu esas alan planlı dönüşüm adımlarına ihtiyaç duyuluyor.
Dönüşümün mimari farkındalıkla yönetilmesi gerektiğini belirten Bahtiyar Tan, yapay zekâ yatırımlarının mevcut sorunları derinleştirmemesi için kurumların planlı hareket etmesi gerektiğini ifade ediyor. Yapay zekânın gerçek değeri, sağlam bir altyapı üzerinde yükseldiğinde uzun vadeli bir rekabet unsuruna dönüşebiliyor.